Kılıçdaroğlu: Türkiye Cumhuriyeti, Londra'daki bir avuç tefeciye hizmet eder hale geldi haberi | OnlineHaberci.comOnlineHaberci.com-Haberler, Son Dakika Haberleri, Güncel Haber

27 Ekim 2020 - 23:51

Kılıçdaroğlu: Türkiye Cumhuriyeti, Londra’daki bir avuç tefeciye hizmet eder hale geldi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adım Adım İktidara Projesi Tanıtım ve İlk Eğitim Toplantısı’nda konuştu. Erken seçimden bahseden Kılıçdaroğlu, “Bu talep esnafın, çiftçinin, emekçinin talebidir, bütün demokratların talebidir” dedi.

Kılıçdaroğlu: Türkiye Cumhuriyeti, Londra’daki bir avuç tefeciye hizmet eder hale geldi
Son Güncelleme :

16 Ekim 2020 - 13:34

6 görüntülenme

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adım Adım İktidara Projesi Tanıtım ve İlk Eğitim Toplantısı’nda konuştu. Erken seçimden bahseden Kılıçdaroğlu, “Bu talep esnafın, çiftçinin, emekçinin talebidir, bütün demokratların talebidir” dedi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, projenin amacı ve hedefini anlatarak konuşmasına başladı. Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı:

“Adım Adım İktidara” diyoruz. 6 bin 800 yol arkadaşım 961 mahalleyi gezecek. Amacımız ne, hedefimiz ne? Önce şunu ifade edeyim. Şöyle bir soruyla karşılaşırsanız, nerede olursa olsun, ülkenin iyi gitmediği belli. Sorun yaşadığımız da belli. Genelde şöyle bir soru sorulur. CHP hep eleştiriyor hiç öneri getirmiyor. Şu soruyu getirin: Hangi soruna çözüm gitmedi. Sonra şunu aktarın. Bizim siyasi tarihimizde son 10 yılda en büyük değişimi yaşayan parti CHP’dir. Yetkin kadrolarıyla çözüm üreten tek partidir. Hangi sorun olursa olsun; ister esnafın, çiftçinin, sanayinin, dış politik. Hangi alanda olursa olsun. Biz bu çözümleri tarihsel birikimimiz evrensel değerler, diğer ülkelerin getirdiği çözümler, bütün bunları özümseyerek yeni bir yol haritası getirdik. Biz, Türkiye’ye karşı en ağır sorumluluğu üstlenmesi gereken partiyiz. Çünkü biz kadrolarımızla sorunları çözmek konusunda azimli ve kararlı bir duruş sergilemek zorundayız. Hangi sorun oldu da CHP sorun hakkında düşüncesini ifade etmedi.”

Kılıçdaroğlu’nun satırbaşları şöyle:

“Gencecik filiz gibi çocuklarımız ülkenin bağımsızlığı için hayatını verdiler”

“İkinci yüzyıla çağrı beyannamesinin önce felsefesini çok iyi bilmek gerekir. Eğer bu felsefeyi bilirsek ikinci yüzyıla çağrı beyannamesini çok iyi anlatırız. Birinci öznesi şudur. Bir yüzyılı geride bıraktık. Geçen yüzyılda milli kurtuluş savaşı verdik, cumhuriyeti kurduk, çok partili hayata geçtik, darbeler, idamlar oldu, gencecik filiz gibi çocuklarımız ülkenin bağımsızlığı için hayatını verdiler. Acılarımız var, başarılarımız var. Bütün bunları 83 milyon olarak hafızalarımızda tutmalıyız. Birinci yüzyılın bize bıraktığı 5 temel sorunu da gündeme getirdik. Eğitim, dış Politika, demokrasi, toplum barış ve ekonomi de sorunumuz vardı.

Bu çağrı beyannamesi Türkiye’de hiçbir toplumsal sınıfı dışlamayan beyannamedir. Bir CHP beyannamesinin ötesinde Türkiye’yi ikinci yüzyıla güçlü bir şekilde sokacak, güçlü bir Türkiye inşa edecek, birlikteliği koruyacak bir söylemdir. İnanç, etnik kimlik üzerine siyaset tarihin tozlu raflarında kalmak zorundadır. Kutuplaşan bir Türkiye bize göz diken egemen güçlerin arzu ettiği bir Türkiye’dir.

İkinci yüzyıla çağrı beyannemesinin bir özelliği daha var, birlikte yaşama iradesini en güçlü şekilde ortaya koyan bir metindir. İster Hakkari’de ister Edirne’de ister Trabzon’da ister Adana’da. Farklılıklarımızı zenginlik görüp bu zenginliği büyütme iradesini ortaya koyan bir beyannamedir. Bu beyanname Türkiye’yi çağdaş uygarlığa ulaştıracak yol haritasıdır.

Havuz medyası da buna itiraz edemedi? ‘Şurası yanlıştır’ diyemediler. Diyemezler zaten. Böyle bir beyannameyi hazırlamak CHP’ye yakışırdı ve biz bunu yaptık. Bu beyannameyi kurultayımıza katılan tüm delegelerin oy birliği ile tarihe miras olarak bıraktık. Bu beyannameyi tarihe miras olarak bıraktık ve bunu uygulamak için harekete geçmek zorundayız.”

“Türkiye Cumhuriyeti’nde değişimin ve dönüşümün en büyük adresi Cumhuriyet Halk Partisi’dir”

“CHP, değişimin ve dönüşümün en büyük adresidir. CHP bugün siyasal partiler içerisinde en nitelikli ve en yetkin kadrolarını bünyesinde barındıran partidir. Sorunları masaya yatırır ve özgürce tartışırız. Benim görmediğim bir hatayı bir arkadaşım görebilir. Bu özellik bize bu çözümleri üretiyor zaten. Sorunları çözmek sıradan bir olay değildir. Sorunu çözmek için önce sorunu bilmek gerekir. Biz, sorunun kaynağına iniyoruz, sorunu yaşayanlarla konuşuyoruz. Onun üzerine oturup çözüm üretiyoruz. Ürettiğimiz çözümü sorunu yaşayanlarla yeniden konuşuyoruz. Sorunun çözümüne onlar onay verdikten sonra kamuoyu ile paylaşıyoruz.”

“Bir ülke kendi gençliğini kaybederse Türkiye’nin beka sorunu nedir o zaman?”

“Eğitimli, gelişmiş ciddi bir genç kuşağımız var. Mayıs 2020 ‘de ‘İmkanınız olsa yurtdışında yaşamak ister misiniz?’ diye soruluyor gençlere. Gençlerin yüzde 62,5’i ‘evet’ diyor. AK Partili gençlerin de yüzde 47,3’ü ‘evet’ diyor. Önümüzdeki ciddi tehlikeyi görüyor musunuz? Bir ülkenin gençliği, ben bu ülkede değil başka bir ülkede yaşamak istiyorum diyor. Eylül 2020 ‘de gençlere ‘kalıcı olarak başka bir ülke vatandaşlığı verilirse Türkiye’yi terk edip o ülkeye yerleşmeyi düşünür müsünüz? diye soruluyor. Evet diyenlerin oranı yüzde 64. Yüzde 14’ü ‘hayır kalırım’ diyor. Türkiye’nin gerçek anlamda beka sorunu ne? Bir ülke kendi gençliğini kaybederse Türkiye’nin beka sorunu nedir o zaman? Kaç siyasetçi, vatansever bunu düşünüyor? Bayrak için mangalda kül bırakmayanlar bunu düşünüyor mu acaba? Gençlere nasıl bir tablo bıraktıklarının farkındalar mı acaba? Başka hangi beka sorunundan söz edeceksiniz, işte beka sorunu budur! İkinci yüzyıla çağrı beyannamesi bütün bu gençleri Türkiye’de tutma beyannamesidir ayrıca. Ülkeyi yönetenlerin büyük bir aymazlık içinde gençlerden kopuk”

“Parlamentonun, anayasanın askıya alındığı bir süreçte geçiyoruz”

“Darbe hukukundan arınan bir anayasa, bir hukuk sistemi. Eğer siz darbelerden şikayet edip, darbe hukukunu uyguluyorsanız darbecilerden bir farkınız yok. Hatta daha büyük bir suç işliyorsunuz. Parlamentonun, anayasanın askıya alındığı bir süreçten geçiyoruz. Bir ülkede yasama yargı ve yürütme bir kişinin kontrolü altına girerse o ülkede felaket olur. Bunu bütün kitlelere anlatmamız gerekiyor, bizim böyle bir tarihi sorumluluğumuz var. Bu tarihi sorumluluğun yükü hepimizin omuzlarındadır.”

“Genç tweet atacak korkuyor, ‘başıma bir bela gelir mi?’ diye”

“Düşünceye ifade özgürlüğü, genç tweet atacak korkuyor, ‘başıma bir bela gelir mi?’ diye. Biz delikanlı deriz gençlere. Gençler hata ve yanlışlık yapabilirler. Onun gençliği gözardı ederseniz o devlet iflah olmaz. Bir genci, bir düşünceyi yok ediyorsunuz demektir.”

“Alt mahkeme AYM’nin kararı beni bağlamaz diyorsa, çürüme orda başlıyor”

“İflas eden bir yargı sistemi ile karşı karşıyayız. Her şey aklıma gelirdi de yargının bu kadar köreleceği aklıma gelmezdi. Alt mahkeme en üst mahkemenin verdiği karar beni bağlamaz diyorsa, ne demek Anayasa Mahkemesi diyorsa, çürüme orda başlıyor.

O hakimlerde bir kabahat görmüyorum ben. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi topluma şu mesajı veriyor:

1-Biz hukukun üstünlüğüne göre karar veren bir mahkeme değiliz.

2- Böyle olmadığımız için de anayasa ve yasalar bizi bağlamaz, biz gücümüzü anayasadan değil saraydan alıyoruz.

3- Milletvekilinin yeniden dokunulmazlık kazanması da bizi bağlamaz. Biz yasama organının üyesini AYM’nin kararına rağmen yargılayıp mahkum ederiz. Bizi TBMM Başkanı dahil eleştiremez. Yasama dokunulmazlığı olan bir vekilin yasalara aykırı olarak yargılanmasına itiraz etmesi gereken ilk kişi Meclis Başkanı’dır. Meclis Başkanı’nın sesi çıkıyor mu? Çıkmaz, çıkamaz. Talimatı saraydan alır.

4- Bizim anayasayı ihlal etmemiz, AYM’nin kararlarına uymamamız HSK tarafınca sorgulanamaz. HSK da talimatı saraydan alır.

5- Biz hukuk devletinin değil şahsım devletinin hakimleriyiz. Dolayısıyla saraya yaptığımız hizmetlerle üst makamlara atanmayı bekliyoruz.

Adaletin olmadığı yerde devlet yoktur. Devletin dini adalettir. Adaleti yok ederseniz devleti, insanlığı, kainatı yok edersiniz, ekosistemi yok edersiniz. Siz adaleti yok ediyorsunuz. İkinci yüzyıla çağrı metni bu tür olaylara asla izin vermeyecek bir beyannamedir.”

“Yarısı kadın olan ülkede parlamentonun yarısı neden kadın değil?”

“Siyasetin erkek egemen bir alan olmaktan çıkarılması gerekiyor. Ülkenin yarısı kadın, parlamentonun yarısı neden kadın değil? Bütün kadın örgütlerinden istirhamım yüzde 50 cinsiyet kotasının olmadığı bir seçim kanununa oy vermeyin. Bunu savunmayan bir partiye oy vermeyin. Bunu kim değiştirmek istiyor? Darbe hukukuna karşı olan biz değiştirmek istiyoruz. Darbe hukukunun bize biçtiği elbise bize dar geliyor, nefes alamıyoruz. Bunun değişmesi lazım.”

“Biz hırsızlık yapanın bindiği arabada Türk bayrağı taşınmasını doğru bulmuyoruz”

“Her mesleğin bir ahlakı vardır, bir kuralı vardır. Eğer siz siyasi için siyasi ahlak yasası çıkartmazsanız, rüşvet alanın büyükelçi olarak atandığı bir gerçekle karşı karşıya kalırsınız. Hırsızlık yapanın büyükelçi olduğu ülkeye hangi ülke saygı duyar? Kendisini milliyetçi , ülkücü olarak tanımayan arkadaşlara sorun ‘Siz misiniz milliyetçi, biz mi?’. Biz hırsızlık yapanın bindiği arabada Türk bayrağı taşınmasını doğru bulmuyoruz, siz alkışlıyorsunuz. “

“Hak olan lütuf olarak verilemez”

“Bir yüzyılın sonunda geldiğimiz tablo insani açıdan büyük bir dramdır. Bir yüzyılı devirdik, yüzbinlerce kişi pazar artıklarından besleniyorsa oturup düşünmemiz lazım. Bir yüzyılın sonunda sosyal devletten yardım alanlar bunun devletin bir lütfu olarak görüyor ve bu düşünce onlara işlenmişse bir insanlık ayıbı ile karşı karşıyayız. Hak olan lütuf olarak verilemez. Biz neyi öngördük? Aile Destek Sigortası’nı öngördük. Aile Destekleri Sigortası’nın amacı hiçbir çocuğun yatağa aç girmemesi. Hiçbir aile çöp konteynerlarından topladıkları atıklarla beslenmeyecek. Herkesin güvencesi sosyal devlet olacak ve hakkı lütuf olarak verilmeyecek. “

“21. yüzyılda dünyanın bütün demokratlarının diktatörlere karşı birleşmesi lazım”

“Cumhuriyet’in kurulduğu ilk yılları düşünün bütün komşularımızla kardeştik. Yüzyılı devirdik, tüm komşularımızla düşmanız. Niçin? Ya dedelerimiz yanlış yaptı ya bunlar yanlış yapıyorlar. Suriye, Mısır, İran, Irak… Kavga etmediğimiz kimse kalmadı. En büyük tehlike dış politikanın iç politika malzemesi olarak kullanılmasıdır. Beyannamemizde, ilk kez bir siyasi parti bir proje öneriyor. Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı’nı kuracağız. Türkiye, İran, Irak ve Suriye. Ortadoğu’yu bir kavga alanı olmaktan çıkarıp bir barış havzasına döndürebiliriz. Kim söylüyor bunu? Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına giderken biz söylüyoruz. Hiçbir halkın aç ve yoksul kalmasına, katledilmesine izin vermeyecek bir projeyi hayata geçirmek istiyoruz. Bunun zorluğunu biliyoruz. Egemen güçlerin oradaki petrolleri ele geçirmek ve kullanmak istediklerini de biliyoruz ama biz bunu gerçekleştirebiliriz. Bu bize yakışır. Bunlar gerçekleşince o ülkenin vatandaşları da mülteci olarak Avrupa’nın kapısına gitmeyecek. Karl Marx, dünyanın bütün işçileri birleşin demiştir. 21. yüzyılda dünyanın bütün demokratlarının diktatörlere karşı birleşmesi lazım.”

“Önümüzdeki seçimler bir siyasi parti seçimi değildir”

“Önümüzdeki seçimler bir siyasi parti seçimi değildir. Hala bunu anlamak istemeyen belli çevreler var. Önümüzdeki seçimler demokratlar ile diktatörler arasındaki seçimlerdir. Bir sağ-sol seçimi değil, kendi ülkesinde düşüncesini özgürce ifade etmek isteyen demokratlarla, hayır bir kişi konuşsun diyen otoriter rejim yanlıları arasındaki seçimdir. Bu çerçeveden olaya bakamazsanız otoriter rejimlerin tutsağı haline gelirsiniz. Bizim verdiğimiz bütün çabalar demokratların kazanmasıdır. Kimliği, yaşam tarzı, inancı ne olursa olsun demokrasiden yana olanların bir araya gelmesi lazım. Düşüncenin ifadesinden korkan bir yönetim büyüyemez.”

“Türkiye Cumhuriyeti’ni Londra’daki bir avuç tefeciye hizmet eder hale geldi”

“Niye seçimden korkuyorlar? Gideceklerini biliyorlar. Bu seçim Kılıçdaroğlu’nun talebi mi? diyorlar. Hayır kardeşim, bu talep Kılıçdaroğlu’nun değil, esnafın, çiftçinin, emekçinin talebidir, bütün demokratların talebidir. Evet kardeşim cesursan… Ülkenin sorunlarını çözemedin, 18 yıldır Türkiye’yi büyük bir batağın içine soktular. Devasa bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Londra’daki bir avuç tefeciye hizmet eder hale geldi. Faize karşıyız diyenlerin tefecilere hizmet eder noktaya gelmesi ibret verici bir olaydır. Emir alıyorlar, kesinlikle emir alıyorlar. Dilencilik yapıyorlar, medyanın önüne çıkınca da kahramancılık yapıyorlar. Kahraman olarak kendilerini tanıtanlar bir telefonla papazı serbest bıraktılar. Allah bilir telefonu aldığı zaman ayağa kalkıp önünü iliklemiştir. Bu Türkiye’nin onurunu ayaklar altına almaktır. Türkiye’nin onuruna, gururuna sahip çıkıcaz.”

Kaynak