İki Arada Bir Derede haberi | OnlineHaberci.comOnlineHaberci.com-Haberler, Son Dakika Haberleri, Güncel Haber

30 Ekim 2020 - 16:02

İki Arada Bir Derede

İki Arada Bir Derede
Son Güncelleme :

15 Ekim 2020 - 1:19

6 görüntülenme

TDK’ye göre; sıkışık, zor şartlar altında kalmak. Herhangi bir taraftan yana olunsa diğer tarafı üzecek durumun oluşması anlamına geliyor.

Okulların yüzyüze açılmasını bu dört kelime kadar iyi ifade eden tabir bulmak zor.

Sağlık endişesi yaşadığımız günlerde çocukların evde ekran bağımlısı asosyal bir şekilde büyümelerini mi tercih etsek yoksa en az covid 19 tehlikesine maruz kalmayı göze alıp çocukları okula mı göndersek.

Bu durumlarda ülke olarak yönünü Batı’ya çevirip onlar ne yapıyor demek bir bağımlılık olmuş ülkemizde.

Batı, covid 19’u mühimsemeyip tercihini okulların açılmasından yana kullandı. Sınıf ayrımı yapmaksızın her yaştan öğrenci tam gün eğitime devam kararı aldı. Ernest Hemingway’ın zilleri Avrupa ve Amerika’da aralıksız çalma kararı almanın temelinde ne var?

Kalabalık nüfusa sahip bizim gibi ülkelerde insana verilen değerin Avrupa ve Amerika’dan daha az olmasına rağmen ( böyle olmasa da bu algı hakim) Türkiye’de insan sağlığı öncelenip okullar açılmamasına rağmen Batı’da okulların açılmasının arkasındaki gerçek nedir?

Bunun birçok nedeni var; çocukların sosyalleşmesi, eğitimin aksamaması, hayatın devamını sağlamak gibi nedenler öncelense de okulların açılmasının öznesi Batı’da insana verilen değer olmadığı kanaati bende hakim.

Son yıllarda dergilerde roman üzerinden toplumu, ekonomiyi açıklayan Mustafa Özel “Çocuk Roman Kahramanları” yazısını okuyunca da bu kanaatim pekişti.

Modern dünya toplumun ekonomiye değil ekonominin topluma hakim olduğu çetrefilli durum. Eskiden toplum ekonomiyi önceliyordu. Karl Polanyi’nin ifadesi ile ‘ekonomi topluma gömülü’ydü. Modernlik, toplumu kapitalist ekonomiyi gömdü. Övülüp göklere çıkarılan modern birey, karmaşık ve soyut ekonomik/finansal ağlarını dört yandan kuşattığı aciz bir köleden öte bir şey değildir.”

Ben Batı’da okulların açılmasını birinci nedeni olarak Batı’ın ekonomiyi insan sağlığından daha çok önemsemesi olarak görüyorum.

Zengin, fakirden daha çok zengin olmak ister. Fakirin zengin olma hırsı zengine göre devede kulak kalır. Fakir, günlük hayatta kalma mücadelesi verir, günlük maişetini denkleştirince şükreder. Zenginin ise maişet derdi yok o dünyaya hakim olma gücüne soyunmuş, tanrı olma hırsı var onda, yeteri kadar var demenin sonu yoktur.

Coğrafi keşifler ile birlikte dünya sularını kendi musluklarına akıtmaya çalışan Batı, Sanayi İnkılabı ile musluklardan akan suyu işleyip dünyaya satarak daha çok kazanma üzerine kurduğu düzeniyle günlük hayatın merkezine “ekonomi”yi oturttu. Tüm hayatı ekonominin öznesine göre şekillendirmeye çalıştı, çalışıyor halihazırda. Pandemi sürecinde ekranlarda bize gösterildiği kadar da bunun doğruluğuna şahit olduk.

Okullar; ekonominin ve sosyalleşmenin Merkezi. Okullar açılınca ekonominin çarkları da dönüyor ve geleceğin çarklarını döndürecek kalifiyeli insan da yetişmiş oluyor.

Ülkemiz henüz Amerikanlaşmadı. Amerikanlaşmak için ağzının salyası akıyor ancak birden kadim medeniyetinin insani değerlerini üzerinden sıyırıp atamıyor. Toplum olarak daha muhafazakarız. Ekonomiyi hayatın öznesi yapma konusunda din ve kültürel farklılar engel oluyor. Lirik ve epik mayamız kabuklarımızı atıp iktisadı öne almada engel. Sağlık bakanının her kamera karşısına çıkışındaki teri ve eğitim bakanının temkinli olma adına yaptığı onca açıklama da bunu görüyoruz. Çocukların sosyal hayattan uzak kalmaları, ekran bağımlısı olmaları, ekonomik çarkların istendiği gibi dönmemesinin önüne sağlık gerekçemizi koyan devlet bizi zayıf noktamızdan yakalayıp onu alkışlamamızı sağlıyor. Geleceğin nitelikli insanının yetişmeme kaygısı hiçbir dönemde devletin önceliği olmadı zaten. Hal böyle olunca vaka sayıları ile okulların zilleri susturuluyor. Doğru olan hangisi diye bir soru sorsak; yanlış sorunun doğru cevabı da yok derim.

Ayfer Tunç “Osman” romanında günümüzü ne güzel ifade etmiş:

“ Hayat dediğimiz şey içgüdüsel bir canlı kalma çabası aslında.

İnsanlar mağara devrinde de hayatta kalmaya çalışıyordu robotlar çağında da hayatta kalmaya çalışıyorlar. Günümüzde de insanların mücadele noktası aynı. Eğitim işin bahanesi”

Kaynak